USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

DİNDE İTİDAL: HER ŞEYİ HAKK’IN ÖLÇÜSÜNE GÖRE YAŞAMAK –II-

25-10-2021

Hz. Lokman’ın (a.s) oğluna öğütlerine yer veren pasajda konumuza ışık tutan uyarıları çok net bir şekilde görmekteyiz. 

“Hani Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: "Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır. Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim. (Lokman öğütlerine şöyle devam etti:) Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir. Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez. Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!” (Lokman 31/12-19.)

Âyet-i kerimelerde dile getirilen hususları başlıklar halinde şu şekilde gösterebiliriz:

1-) Konuşma, söyleşi, söylev anlatım ve hitaplarda tabiî olmak, ne yüksek sesle bağırarak konuşup muhatapları rahatsız etmek, ne de anlaşılmayacak şekilde kısık bir sesle konuşup muhatapları duyma, dinleme ve anlama sıkıntısına düşürmek, ölçülü ve dengeli olmak.

2-) Yürüyüşte dengeli, ölçülü, tabii ve mutedil olmak. Yürüyüşte dengeli olmak; ne hızlı ne de yavaş yürümektir. Normalden yavaş yürümek, zafiyet, dermansızlık ve hastalık belirtisi; hızlı yürümek ise kişinin terlemesine ve hasta olmasına sebep olabileceği gibi, acil bir işi yoksa onun fevrî ve mütekebbir oluşunun da belirtisi olabilir.

“Rahman’ın kulları yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir...” (Furkan 63.) 

“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.” (İsra 17/37.)

Kur'ân ilahî hükümleri bize açıkladıktan sonra¸ "İşte bunlar Allah'ın sınırları/yasalarıdır¸ sakın onları aşmayın. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa zalimlerden olur” (Nisa 4/13) uyarısını yapar.

İslam, ahlâkî eğilimlerde, huylarda, tutum ve davranışlarda ifrat ve tefrit yönündeki sapmaları yermiş, bu hususta itidalli davranmanın önemine işaret etmiştir. Harcamalarda (el-İsrâ 17/29; el-Furkān 25/67), dünya ve âhiret işlerine yönelmede (el-Bakara 2/201), dostluk ve düşmanlıkta (el-Bakara 2/193-194; el-Mâide 5/8), cezalandırmada (el-Bakara 2/178; en-Nahl 16/126) aşırılığı yasaklayan âyetler Kur’an’ın itidale verdiği önemi gösteren örneklerden bazılarıdır.

Kur’ân-ı Kerim’de sıklıkla tekrarlanan “Sırât-ı müstakīm” tabiri de genellikle inançta, ahlâk ve yaşayışta her türlü yanlışlık ve aşırılıklardan uzak, doğru, dengeli ve orta yol olarak açıklanmıştır.

Hz. Peygamber (sav) aşırı sevginin gözü kör, kulağı sağır edebileceği uyarısında bulunulmakta, insanlar sevdiklerini ölçülü sevmeye çağrılmakta (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 194; VI, 450; Ebû Dâvûd, Edeb 116; Tirmizî, Birr 59 )dinde aşırılık yasaklanırken bunun eski toplumların yıkımını hazırlayan kötü bir huy olduğu belirtilmekte (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 215, 347; Buhârî, İʿtiṣâm 5) aşırı dünyevîleşme reddedildiği gibi din ve ibadet adına dahi olsa bütünüyle dünya işlerinden kopacak kadar aşırılığa sapmak da yasaklanmaktadır. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 226; Buhârî, Savm 51, Zekât 30, Teheccüd 20, Nikâḥ 1, Cihâd 70, Riḳāḳ, 3, 4; Müslim, Zekât 40; Dârimî, Nikâḥ 3.)

Şu âyet-i kerime ve hadis-i şerifler ile çalışmamızı sonlandıralım:

"Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şâhitler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; âdil olun; bu¸ Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının¸ doğrusu Allah işlediklerinizden haberdardır.” (Maide 5/8.)

“Allah'ın sana verdiği (nimetler)den (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet; fakat dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.” (Kasas 77.)

İbn Abbâs’ın naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “…Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etti.” (İbn Mâce, Menâsik, 63;  Nesâî, Menâsikü’l-hac, 217.) 

“Söz ve davranışlarında ileri gidip haddi aşanlar helâk oldular.” (Müslim, İlim 3.)

“Güç yetirebileceğiniz işleri yapın. Vallahi siz bıkarsınız da Allah bıkmaz!” (Buhârî, Îmân, 32; Müslim, Müsâfirîn, 221. Zehra Yıldız Orhan, “Hadislere Göre Dinde İtidal”,  Sosyal Bilimler Dergisi, Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: VI, Sayı: XXXVII, (Haziran 2019), s.507-515.)

“Din kolaylıktır. (İbadetlerim tam ve eksiksiz olsun diyerek kendisini zora sokup) dine galip gelmek isteyen kimse, ona yenik düşer. O halde, orta yolu tutun, ifrat ve tefritten kaçının ve en iyiyi yapmaya çalışın, o zaman size müjdeler olsun; günün başlangıcından, sonundan ve bir miktar da geceden faydalanın.” (Buhari, İman 29.)

“Vücudunun senin üzerinde hakkı vardır; Rabbinin senin üzerinde hakkı vardır, misafirlerinin senin üzerinde hakkı vardır; ailenin senin üzerinde hakkı vardır. O halde her hak sahibine hakkını ver.” (Tirmizi, Zühd 2337.)

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?