
Uydurma sözlerle Hak olan İslam savunulmaz. Resulüllah veda hutbesinde oradaki binlerce Müslümana seslenerek: Kuranı size tebliğ ettim mi? diye üç defa tekrarladı. Her söylemesin de Ashabı: Tebliğ ettin ya Resulüllah diye cevapladılar. Bunun üzerine Allah'ın Resulü, yine üç defa: "Şahit ol Ya Rabbi! diye tekrarladı.
Bunun üzerine Ashabına dönerek: "Size Allah'ın kitabını bırakıyorum. Onu takip ederseniz yolunuzu şaşırmazsınız" dedi. Ve arkasından şu ayeti okudu. "Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. (Al'i İmran 103)
Resulüllahtan sonra ilk fırkalaşma, bölünme Hz. Ali ile Muaviye’nin ve Hz. Ayşe’nin savaşmaları ile başladı.
Hz. Ali taraftarı olanlara Şia denildi. Bunlar kendilerini haklı göstermek için Resulüllah’ın Veda hutbesine "Kuran ile beraber Ehli beyti" ilave ettiler.
Daha sonra Emevi iktidarı tarafında kalanlar da kendilerine Ehli Sünnet ismini verdikleri için Veda hutbesi hadisine Resulüllah Kuranı ve sünnetini bıraktı dediler.
Veda Hutbesinden önce inen Maide suresi 3. ayeti ile Dinin Kuran ile tamamlandığını şöyle açıkladı:
"İşte bunları yapmak (doğru) yoldan çıkıştır. Artık bugün inkârcılar dininizi söndürmekten ümitlerini kestiler. Öyleyse onlardan korkmayın, bana karşı gelmekten sakının. İşte bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâm'ı beğendim/seçtim."
Her şey böylece apaçık ortada iken Şiiler Ehli Beyt olmadan Kuranı anlayamazsınız, dini tamamlayamazsınız dediler.
Ehli Sünnet taraftarları da Sünnet ve Hadisler olmadan Kuran anlaşılmaz ve yaşanmaz dediler.
Hâlbuki Allah dinini anlatmak için Ehli beyte de, Ehli Sünnete de muhtaç deyidir.
Dinde yapılması veya yapılmaması gerekenler, yine haram ve helaller Kuranla bildirilmiştir.
Bunların tatbikatı Resulüllah tarafından yapılmış ve ümmetine gösterilmiştir.
Bunları söylemek ne sünneti, ne ehli beyti reddetmek değildir. Yine Din Kuran ile tamam oldu demek ne sahih hadisleri inkâr, ne de Resulünü postacı yapmak değildir.
Her şeyi yerine korsak ihtilaflarımız çözülür. Resulüllah’ın bize bıraktığı en büyük emanet kurandır. Ona yapışırsak doğru yolu buluruz.