
“Sevgi neydi? Sevgi, iyilikti, dostluktu, güvenmekti.. Sevgi emekti..” repliğiyle başlayalım söze. Ahir zamanda esamisi okunmayan o duygu. Eski zamanlardan yadigar şarkılar, şiirler, filmler, kitaplara baktığımda içinde yaşadığımız dönemde sevgi, yavaş yavaş ölmüş. Benliğimizi sevginin önünde tuttuk. Eskiye meftun biri olarak kıyas yaptığımda şu an sevgi duygusunu kaybettiğimiz gerçeğini kabul ediyorum. Adı geçse de duygusu yaşamıyor maalesef. Gerçek sevgiyi tattık mı? Gerçekten seviliyor muyuz?
Seni sevdiğini söyleyen biri seni dinliyor mu? Anlıyor mu? Yoksa dinliyormuş gibi mi yapıyor? Senin gerçeklerini, kendi hayatının doğrularına bakarak inkar mı ediyor?
Sevgi nedir? Sevgi,karşındakini yüreğinle dinlemek, kendini karşındakinin yerine koyabilmektir. İnce düşünebilmektir, birinin içindeki duyguyu gözlerinden anlayabilmektir, acısına omuz verip derdini paylaşmaktır, mutluluğunda senin de gözlerinin parlamasıdır. Pahalı aksesuarlarla süslenmiş bir buket çiçek değil de karşındakini mutlu etmek niyetiyle yoğurt kabına ektiğin çiçektir. O çiçeği her suladığında onu düşünüp tekrar tekrar mutlu olmaktır. Bir şiir kitabında beğendiğin yerlerin altını çizip hediye edip hediye ettiğin kişiye yüreğinin gizli odasının kapısını açmaktır. Sevgiliye sevgiyle yazılmış bir şarkıyı armağan edip şarkıyı dinlerken aklında canlandırdığın filme onu da ortak etmektir. Onun geçtiği sokağı hatırlamaktır. Her yerde anılarınızı bulmaktır. Yoklukta gizli olandır. Ancak senin baktığın her yerde gördüğün, hep sesini işittiğindir. Sevgi, amaçsızdır. Yegane amacı karşındakinin mutluluğudur. Karşındakine saygı duymaktır.
Saygı demişken saygı ve sevgi birbirini sürekli doğuran iki durumdur. İkisi de tek başına yeterli olmaz. Birinin karşısındaki kişiyi sevdiğini söylemesi ilişkiyi tam olarak ayakta tutmaz. Birbirinin doğrularına, kararlarına, duygularına, isteklerine, bakış açılarına saygı duymak ve kendisini sevdiğini iddia ettiği kişinin ne olursa olsun arkasında durmak, ona her zaman elini uzatacağının güvenini vermek esas sevgidir. Saygının azaldığı ilişkide sevgi; sevginin azaldığı ilişkide ise saygı yitip gider. Güven eksildiğinde de sevgi eksilmeye mahkumdur. Kişi, kendisini sevdiğini söyleyen insana ihtiyaç duyduğunda karşı taraf onu anlamadıysa güveni sarsılır. Ve sevgiden şüphe duymaya başlar. Saygı, sevgi ve güven. Bu üç kavram birbiriyle bağlantılıdır.
Sevgi, kollarınla sımsıkı saramasan da yüreklerin birbirine sarılmasıdır. Ber sözcüğü göğüs demektir. Beraber sözcüğü ise “göğüs göğüse” demektir. Her şeyde, her zaman “beraber” olabilmektir sevgi. 40 yıl hatırdaki keramet kahvede değildir. Onun sevgiyle, muhabbetle içilmesidir. O sohbetti yıllar boyu yüreği kıpırdatarak hatırlatandır sevgi.
Sevginin, sabah akşam hatırlatılması gerek yoktur. Gerçek sevgi hissedilir zaten. Önemli olan gerçekten sevip karşı tarafa hissettirmektir. İnsan, içselleştirdiği duygularla davranışta bulunur. Sevgiyi o kadar içselleştirmeliyiz ki sevecek şeyler aramalıyız. Sevgiyi tadan insan dünyayı sever, yaşamayı sever, insanı sever, sanatı sever, işini sever, hayvanı, çiçeği, böceği sever. En çok da kendini sever. Sevdikçe merhamet duygusu artar. İyilik için mücadele eden bir savaşçı olur.
Sözü Barış Akarsu ile bitirmek istiyorum. “Kalbinizden sevgiyi hiç eksik etmeyin. Çünkü sevgi her şeyin anahtarıdır ve paylaştıkça çoğalır.”