Sivas El Sanatlarında Renk Cümbüşü25

Fatma Pekşen
Fatma Pekşen
Sivas El Sanatlarında Renk Cümbüşü25
18-03-2025

Tezgâh/kemk/ip ağacı, mazı, çiti çubuğu, küçü ağacı, varangelen ve palavara ile sabitlenen kilim tezgâhının başına besmele ile geçilebilir artık. Kilimin başlangıç yerine ağız tahtası adı verilir ve ağız açma denilen bu kısım eli hünerli, becerikli kadınlarca açılır. Çok düzgün olması icap eden ağızlıktan sonra kirkit ele alınıp dokunmaya başlanabilir. 
Sivas yöresinin kilimleri bütün Türkiye’de ünlüdür ancak, en haklı ünü Şarkışla yöresi kilimleri hak eder. Geometrik, bitkisel, hayvansal motiflerin yanı sıra sembolik motifler, karma motifler, bordürler ve geçmelerin kullanıldığı desenler, köyden köye değişerek çeşitli adlar alır. 
 Katır tırnağı, tazı kuyruğu, koç boynuzu, göbek, bıtırak, gelin ağlatan, alaca, su, gerdan, döş, kuma döşü, kuma dişi, sarıca, kaytan, kayma, postacı, ninik, nenni, kâtip, cimcik, konut, sırça, koyun gözü, hardal…
Binbir emekle dokunan kilimler içinde ez fazla emek isteyen çeyizlik kilimdir; ki itina ile dokunur. Mümkün mertebe bu kilim satılmaz. Dokunması esnasında imece usulüyle çalışılır ve evsahibi dokuyucalara çeşitli yemişler ikram eder, yemek verir. Buna öğlene çıkma denilir. Manilerle, türkülerle eğlence içinde dokunur. 
 Masura kilimleri, duvar kilimi olarak dokunurlar ve sanat değerleri çok yüksektir. Yere serilmeyen, karyola örtüsü de olabilen bir çeşittir.
Cecimlerde de sanat değeri çok fazladır. Evliklerde ve kilerlerde perde de olabilen cecimlerin her tarafına ince ince nakış vurulur. Sergi için değil de duvar süsü için dokunan cecimler artık antika değeri taşımaktadır. 
Evde serilen kilimler, çullar, kayma nakışıyla dokunan, birbirine dikilerek çuval yapılan kilim türleri ise çok fazla itina istemezler.    
İlbeyli, Tonus, Gedik, Emlak ve Güzyüz kilimleri ticari kilimler içinde yer alır ve çeşitli nakışlar vurularak dokunur.
Eskiden Sivas merkezinde Şarkışla kilimleri, “Su sızdırmaz, ayakta durur, kilim değil Acem halısı, gön gibi, yedi dağın çiçeği, yün değil ipek, solma bilmez, ayna gibi, gelinlik kız, gün gibi yanar, ay gibi doğar, sırmalı gelin, al beşe koy başa, kilimde hüner olmaz yapana bak yapana…” türünden sözlerle satılırmış.

    Kilim ıydım al ile
    Yemek koydum bal ile
    Selamlaştık da geçtik
    Al yelekli yâr ile

    İmeciler yollandı
    Yâr bacada sallandı
    Ala önlük mor kolluk
    Kilim kemkte yıllandı

    Şarkışla tepeleri
    Yayılır körpeleri
    Yârim kilim bitiyor
    Hazırla küpeleri    
    
 *
Sivas yöresi dokumaları içinde bir de tülüceler vardır. Yurdun başka yerlerinde geve, tül, hopan, filikli gibi adlarla bilinen bu tür dokumalardan yatak örtüsü, beşik örtüsü, makat/sedir örtüsü, battaniye, köşe yastığı, duvar süsü, seccade, çuval, eldiven, başlık, çorap, minder gibi eşyalar elde edilir. 
Divriği, Kangal, Suşehri, Koyulhisar, Yıldızeli, Şarkışla ilçelerine bağlı birçok köyde bilinip dokunan tülüceler işçilik, ustalık isteyen dokumalardandır. Tiftik keçisinin tüylerinin kırklık denilen makasla kesilip hazırlanmasıyla başlar işlem. Temizce yıkanıp, taranmadan boyanan, sarı, siyah, yeşil ve al renge büründürülen bu tiftikler, dokuma esnasında erişe dolanır ve kirkitle sıkılanır, üzerine iple geçme yapılarak uçları erişe bağlanır. Renkler vasıtasıyla çeşitli motifler elde edilir. Bu tiftik uzantılar en az on santim kadar olur.                
Eriş/çözgü ipliği, atkı/çalma/tapan ipliği ve tiftik saçaklarıyla düz kilim dokuma tekniğiyle ıstar tipi tezgâhlarda dokunan tülüceler post havası verir. Desenlerine göre, düz kilim desenli, dikdörtgen desenli, kare desenli, iç içe kare desenli, baklava dilimli tülüceler olmak üzere beş çeşide ayrılır. Şimdilerde fazla rastlanmayan bu dokuma şaheserleri de artık yadigâr sanatlardan birisi sayılmaktadır.

        Duvarında tülüce
        Şerbet içtim güllüce
        Kanatlanır uçarım
        Yâr yüzüme gülünce

    Gürün Şalı
     
    Şal, başa omuza sarılan, tezgâhta dokunan ince işlemeli örtülere verilen addır.   
    Gürün ilçemizde 19. yüzyıl sonlarında dokunmasına başlanan şallar, halı, kilim, bez dokumakta mahir olan ilçelilere yeni bir ekmek kapısı açmış, haklı bir üne kavuşmalarına sebep olmuştur.
    Beyaz rengin hâkim olduğu Gürün şallarında kırmızı, sarı, mavi renkler bol kullanılır. Serpme motifi denen, badem, pençe, çintemani, Timur’un mührü adıyla küçük çiçekli desenler yer alır.
Türk mavisi, siyah, eflatun, kahverengi ile sarmaşık, sarmaşıklı dal adıyla bir desen oluşturulur ve türden kadın elbisesi hazırlanır. Asma dalı, çubuklu, yollu, çiçek yaprak, koçboynuzu, saç bağı kullanılan diğer motiflerdir. 
Omuza alındığı gibi, bele bağlanabilen, başa, arakçın üzerine sarılabilen, hırka, elbise diktirilebilen Gürün şalından bohça, seccade, tabut örtüsü, sanduka örtüsü, bebek kundağı, ocak yaşmağı da yapılmaktadır.
Kıyafet devriminden önce erkek giyiminde başa abani şal sarılır, güveyler için şal gecelik, hırka, yelek, boyun atkısı hazırlanırdı. Her türlü erkek giyiminde bele bağlanan şal kuşağın üstüne silahlık takılırdı. Geçmişte sünnet çocuklarının boynuna şaldan hamaylı bağlanır, büyük rağbet görürdü.
Eski dönemlerdeki gibi dokunmasa da hatıra olarak ailelerde kalan bu nadide şallar estetik güzelliği ile zihinlerde yaşamaya devam edecektir.

Elim elimde değil
Şalım belimde değil
Ben Sivas’tan gitmezdim
Ferman elimde değil

Al şalım mavi şalım
    Yol ver dağ savuşalım
    Aramız uzak düştü
    Mektupla konuşalım

    Gürün şalı beldedir
    İki ucu yerdedir
    Cennetten hûri çıksa 
    Yine gönlüm sendedir 
      
    Çoraplar 

    Kadınlara has el sanatları içinde belki de en özel olanı çoraplardır. Acı, hasret, sevda, kavuşamama, çocuksuzluk gibi birçok insani duygunun giyimde dillendirildiği örgü türüdür.  
    Orta Anadolu’da haklı bir üne kavuşan Sivas çoraplarında ana malzeme yündür. Koyun ve keçilerden kırklıkla kesilen tiftik ile yapağılar akarsuda tertemiz yıkanarak, taranır, çöğürlerinden ayıklanır.
    İyice kuruduktan sonra yün tarağı adı verilen çivili tahtadan geçirilerek taranır. Bir oklava yardımıyla taranmış, kabarmış olan yünler kıvırtılıp burulur.
    Soğan, nar kabuğu, ceviz yaprağı ile cevizin dış yeşil kabuğu, meşe kozalağı deve kuyruğu, karamuk gibi çeşitli bitkisel ve attarlardan hazır alınan kimyasal boyalarla, baca kurumu ile kazanlarda kaynatılarak boyanır. İstenen rengi alıp, ağrışakla eğrilen çorap ipleri, kartopu, kaz yumurtası, kangal adlarıyla anılan biçimde sarılıp yumak haline getirilir.
    Beş şiş/cağ ile burundan başlanıp boğaza doğru örülen, sonra da topuğu eklenen çoraplarda çeşitli metotlar kullanılmaktadır. Burunlarına göre (kundura burunlu, sivri burunlu), ökçelerine göre (gâvur ökçe, sivri ökçe, ters ökçe), kullanımına göre örülen çoraplar, Sivas merkezde örüldüğü gibi Divriği, Kangal, Gölova, Gürün, Şarkışla, Zara gibi ilçeler ve köylerde de bilinip örülmektedir.     
    Gündelik çoraplar dolak, tek ipli, çift ipli, lastikli ve dizge/dizlik/dizleme adlarını alırlar. Bir de itina isteyen özel çoraplar vardır ki en titizlik isteyeni çeyiz çoraplarıdır. Çok renkli olmasıyla bilinen çeyizlik çoraplarda kıyılı, anahtarlı, alma topu, dokuz çiçek, kâküllü, toplu, halkalı, koç boynuzu, fincan dibi, kâtip cimciği, sinili, bükmeli, zincirli, köstekli, pirinçli, elek dibi, iğne arkası, bekâr biti, sarhoş sokağı, kahveci çırağı, işkembeli, kırkbayır, tor lastik gibi modeller örülür. 
    Askere gideceklere armağan edilen çorapların üzerine gül, bülbül, tabanca, hançer gibi desenler işlenir. Zemininde ayrılığı simgeleyen siyah renk yer alır. 
    Oynaş çorabı adı verilen, kimseler görmeden örülüp sevgiliye/nişanlıya hediye edilecek olan çorap türünde ise düz beyaz renk kullanılır. Gizlilik içinde örülen çorabın boğaz kısmına ibrişim ya da renkli iplikle kalp, gül, bülbül, çiğdem, karanfil gibi motifler iğne ile işlenir.
Damat çorabı son derece süslü olur. Ceviz kıynağı, fesi püsküllü, gelin ağlatan, aynalı gibi modellerden diz hizasına kadar örülür. Aynalı adı verilen çorabın boğaz kısmına pullar, penezler sıralanır. Nişanlılık devresinde örülüp damada hediye edilir. Gelin kızın damada sevgisini belirten bu çorapların bağı çok süslü, püskülü top biçimli olur.
Gelin çorabı da erkek tarafından örülüp getirilen bir çorap çeşididir. Gelinliğini giyerken giymesi icap eden bu çorap da diz hizasına kadardır. Düzülü, kıvrım, koç boynuzlu, yedi çiçek gibi modellerle örülen çoraplar, eğer ören bulunmazsa başkasından emanet olarak da alınıp giyilebilir.  
    Güreş çorapları da adından anlaşılacağı gibi güreş tutanlara hediye edilmek için örülen çorap türleridir. Zincirli, pıtıraklı, baklava dilimli gibi adlar taşıyan desenlerin kullanıldığı bu çoraplar da özenle örülür.   
Töre ve yol çorapları da fazla nakışlı olmayan, çok özenilmeyen diğer çorap çeşitlerindendir.               
    Azman da denen tiftik ve kıl keçisi melezinin tüylerinden kırkılıp, kalınca eğrilen yün cinsinden dokunan ve hayli emekli olan tüylü çorapları zengin olanlar giyer. Çok yün harcanan bu dokuma türünden başlık, eldiven de örülür.
    Sivas merkezde, ilçelerde ve köylerde örülen çoraplarda sosyal statü, bekârlık, dulluk, nişanlılık gibi etmenler rol oynar.
DEVAMI YARIN

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?