Sivas El Sanatlarında Renk Cümbüşü25

Fatma Pekşen
Fatma Pekşen
Sivas El Sanatlarında Renk Cümbüşü25
19-03-2025

Kadınların giydiği dizlik çoraplar Şarkışla’da yılanlı, büyük yılan, küçük yılan, deli yılan, su gibi adlarla anılır ve boğazlarına yedi renkli iplikle bağ yapılır. Aslan pençesi, kurt izi, kedi cıynağı da diğer Şarkışla çorabı isimlerindendir.
    Zara’da muskalarla, çizgilerle dokunup, adına aynalı denilen çorapları kızlar, gelinler, kadınlar giyer. Yan yeritme/yürütme yeni evli gelinlerinkidir ve çocuk arzusunu simgeler. Küpeli de evli kadınların giydiği türlerdir. Baca demiri, elma topu, balkaymak, sulu-yollu da kadınların örüp giydiği diğer modellerdir.
    Muskalı, koçbaşı, aynalı, deli kıvrım, kestane, sülüklü de Zara delikanlılarının giydiği çorap modelleri olarak bilinir. Kuşgözü, ceviz kıynağı, deve boynu, çengelli, eli böğründe, fincan içi, gelin övündüren, baklava dilimi, şal deseni de orta yaş ve üzerinin giydiği modellerdir. 
    Gürün çoraplarında halı, kilim, şal desenlerinin yanı sıra çeşitli canlıların ve bitkilerin de kullanıldığı bilinir. Bekârlar için gücecaa/küçük ağa, evliler için efendaa/efendi ağa çorapları ören Gürün kızları, bu isimlerle anılan çorapları kayınbiraderlerine armağan ederler. 
    Yandım alamadım, yârimi eller aldı, muhabbet çengeli, fesbüklü, su böreği, gönül kilidi, fincan göbeği, ergen bıyığı, bıçak burnu, balık sırtı, sıçan dişi… Gürün yöresinin diğer çorap modelleri ve isimleridir.
    Divriği merkezdeki çoraplar kahve çekirdeği, buğday başağı, iki yüz bir ters, burma, yarım burma, tek burma, çift burma, bekâr biti modellerinde, dizlik, spor ve asker çorabı olarak örülürler. Beyaz yünden örülen bu çoraplardan yalnızca asker çoraplarının boğazına üç parmak kadar tor örülür, üç çizgi halinde de mavi veya kırmızı renk kullanılır.  
    Gemerek yöresinde ise çoraplar avrat boşatan, gelin ağlatan, fındıklı, sülüklü gibi nakış isimleriyle anılır.
    Hafik civarınınkilerde de benzeri isimlerle örülür; balkaymak, peksimetli, yarım aynalı... 
    Koyulhisarlı hanımların mahir parmaklarıyla şekil bulur alacalılar, küpeliler, uğurböcekliler.
    Gölovalı hanımlarsa balık gözü, balık kılçığı, kaşık sapı, hanım göbeği, muskalı, para nakışlı çoraplar için çalıştırırlar şişlerini.
    İmranlı’da gelinboğan, gelin öven, sarmaş dolaş (damat için), üç yollu, testi, sepet, çengelli (sevdalarına çengel atılanlara örülür) adı verilen örnekler sıkça kullanılır.  
    Eskiköy ve Kızılcaköy çoraplarında ise incili küpe, muşabak, çalma, yüzünden göllü, böğrekli, dimiye, ıpıl, eli bakraçlı, pelitli, muskalı, çakmak bezekli, aynalı şal modelleri dokunur. 
    Sivas merkezde örülen çoraplarda da kuyumcu iğnesi, sübüra, sarılira, zampara bıyığı, arpalı, pire ile bit, ince tütün, gemi, balıklı, koç boynuzu gibi desenler yer alır.         
    İtina ile örülen yün çoraplar, çıraya tutularak fazla tüylerinden arındırılarak ütülenir. Kil ve meşe külü ile yıkandıktan sonra nemli iken, çorap eni ve boyundaki tahtalara geçirilip, üzerine ağırlık konulmak suretiyle kalıba sokulur. Bu vaziyette kuruyan çorap, düzgünce katlanarak sandıklara yerleştirilir.          
    Çorap ördüm milinen
    Dürdüm koydum gülünen
    Şimdi sevdiğim gelir
    Otuz iki dilinen

    Çorap ördüm birine
    Düştüm elin diline
    Şu çorabı götürün
    Verin yârin eline

Oyalar
Oya, çiçek, böcek, meyve, yaprak, dal veya herhangi bir şeklin örgü tekniğiyle, tığ, iğne, mekik, firkete, şiş gibi nesnelerle ince dantel biçimine getirilmesine verilen addır. Memluk Türklerinde “oyu”, Kırgız Türklerinde “oyumu” denilen bu ince bezemenin diğer dillerde direkt karşılığı yoktur. Başka ülkelerde “Türk danteli” olarak bilinir.
Boncuk, inci, pul, iplik, yün, ipek, sentetik kumaş ve sünger parçaları, -hatta sigara/çikolata paketi jelâtinleri- serum hortumu kadınların ince dehası ile işlenip süs haline getirilir.
Para kesesinden uçkur bağına, efelerin baş süslemesinden bebek zıbınlarının kenarına kadar milletimizce oyaya ihtiyaç duyulmuştur. 
Tek tek, su/sutaşı adı verilen sıra halinde örülen boncuk oyaları, ekseriyetle beyaz iplik üzerine işlenir. Çercilerin sepetlerini, işportaların sergilerini, şimdilerde çeyiz mağazalarının, aksesuar satıcılarının dükkânlarını süsleyen boncuklar iğne, tel gibi ince nesnelerle kaydırılarak asıl ipliğin üzerine geçirilerek kullanmaya hazır edilir.
Oyalar bitip, el ütüsünden geçirildikten sonra hemen kullanılacaksa ince ince dikkâtle dikilir tülbendin, yazmanın kenarına. Yok çeyizlik ya da hediyelik ise bir kartona itinayla sarılıp saklanır.
Tohum, çiçek, yaprak, dal, çayır/çim, düğüm, zürafa, ilmek, kaya gibi adlarla anılır yapılan aşamalar. Fındık kukalar, bobinler, makaralar bitirilir ardı ardına. Yenisi ısmarlanır çarşıya, çerçiye.
Örnekler hususunda sıkıntıya düşmeyen, tabiatla iç içe olan insanımız çevresinde gördüğü her şeyi süs olarak işlemekten geri kalmamıştır. Ki oyalar da buna en iyi misaldir.  
Birbiri ile akraba veya tanış biliş olan memleket insanının örnekler ve oya yapımında kullanılan materyaller hususunda birbirlerinden etkilendiği de bir gerçektir. 
Asma gülü, katmerli gül, güllü, laleli, karanfil, dağ lalesi, papatya, sümbül, boru çiçeği, gelincik, menekşe, küpeli, hasekiküpesi, mum çiçeği, kabak çiçeği, bahar dalı, günebakan çiçekleri, oya modellerinde en ilk sırayı alırlar.
Domates, biber, maydanoz yaprağı, patlıcan, muz, çilek, dut, üzüm, karpuz çiğidi, kabak çiğidi, bademli, limon, portakal, kiraz, arpa sapı, pıtırak, çakır dikeni, buğday başağı…  Etrafta bulunan bütün meyve sebzelerden ve otlar yani; oyalara model olanlardan bazıları.
Böcek, örümcekli, sülük, eşek arısı, kelebek, tırtıl, kıllı kurt, kırkayak, yılan kemiği, balık kılçığı, balık gözü, ördek gözü, serçe gözü, güvercin gözü, geyik boynuzu, keçi ayağı, tavşan kulağı, sıçan dişi de hayvanlı modellerden.  
Merdiven, tren yolu, sarhoş yolu, motor izi, kağnı tekeri, kazan kulpu, berber aynası, çalı süpürgesi, araba tekeri, yıldız, ay-yıldız, kınalı parmak/ojeli parmak, dürme oya, leblebi oyası diğer çeşitlerden.
Çarkıfelek, zikir/dansöz oyası (titrediği için), hanım çantası, kaynanadili, kaynana yumruğu, gelin yumruğu, zengin oyası, Türkân Şoray kirpiği, Türkân Şoray küpesi, bey geldi hanım sallandı, doktor gözlüğü, Celâl Bayar gözlüğü, Ecevit burnu, çitlembik, şurup gülü, hanım göbeği, yedi dağ çiçeği, çelenkli, elti çatlatan, ayna çatlatan, yelpaze, gelin tacı, saray süpürgesi, mısır süpürgesi, hanım kirpiği, maydanoz yaprağı… Sivas civarında kullanılan diğer oya adlarından, modellerinden bazıları olarak mahir parmaklarda vücut bulmuştur.  
Subay sırması, yılan kemiği, tren yolu aynı oyanın yurt genelindeki varyantlarıdır. 
Önceleri beyaz tülbentler ve boncuk oyaları ağırlıkta iken, zaman içinde iplik oyaları ve envai çeşit yazmalar örülür olmuştur Sivas’ta. Kız çeyizlerinin olmazsa olmazlarının başını çeker bu tülbentler, yazmalar ve dahi oyalar… Eve kalacaklar ayrıdır, hediye verilecekler ayrıdır. Çeyiz serme denilen gelenekte, ip gerilerek sıralanan rengârenk mevlit örtüleri, yazmalar, tülbentler boncuklu, iğne oyalı, mekik oyalı halleriyle salım salım salınırlar.   
    

    Hey kayalar kayalar
    Yârim mendil oyalar
    İkimiz bir ölek de 
    Beraberce yuyalar 

    Oturmuş dut dibinde
    Yâr çevresin oyalar
    Yâd yüzlere bakarsa
    Gözlerini oyalar

    Mavi boncuk düzerim
    Kız sendedir nazarım
    Eğer bana varmazsan
    Ben de bekâr gezerim

    Mavi boncuk dizdiren
    Gözlerimi süzdüren
    Senin derdin değil mi?
    Beni böyle bezdiren 
 
Dantel
Tentene, tentel ve dantel… Yani tığla, şişle, mekikle, iğneyle yahut da makine ile örülen, delikli, çeşitli modellerin uygulandığı, örtü, giysi kenarlarına dikilen, direkt olarak da kullanılabilen elişi çeşidi.
Dantelin tarihçesinin ata yurdumuz Orta Asya’ya kadar uzandığı söylenir. Bin yıllık kurganlardan çıkan tığlar, iğneler bunun işaretidir. Milletimizin süsü ve süslemeyi seven hanımlarının da asırlardır her türlü el sanatı ile hemhal olduğu, bebeğinin kundağından yastığının ucuna, mendilinin köşesinden kaynatasının uçkur bağına kadar münasip gördüğü her yeri süslemesi de bunun bir göstergesidir. 
Yurdun çeşitli yerlerindeki müzelerde sergilenen, naftalin kokulu sandıklarda hatıra olarak saklanan, günlük hayatta kullanılarak göz zevkine hitap eden birbirinden nadide dantel, oya ve işlemeler de ata sanatı olarak yüzyıllardan bu yana süregelen, yapılması alışkanlık haline gelmiş güzelliklerdir.
Dantel, çeşitli cins ve kalınlıklardaki ipliklerin tığ, mekik, iğne, tezgâh, şiş gibi bir takım gereçlerle zincir çekilip, düğüm atılarak, birbiri ardına tekrarlanmasıyla oluşur. 
İpek yolu vasıtasıyla Avrupa’ya geçip, zaman içinde sanayileşen, kâğıt üzerinde yapılan Venedik, Fransız, İngiliz danteli gibi türlere ayrılan bu iplik örme sanatı soyluların giysilerinde de sıkça görülüyordu.
Kullanılacağı alana göre, ince ya da enli, motif ya da su şeklinde örülen danteller örtü ucuna itinayla dikilebileceği gibi, tek başına da kullanılabilir. 
Çeyize büyük önem veren Sivas yöresi hanımları da “kız kundakta, çeyiz sandıkta” düsturuyla hareket eder ve daha çocukları ilkokul çağına bile gelmeden ipi tığı eline alır.
Uç, ara veya beyaz-iş denilen delik işi ile oğlunun sünnet karyolası süsüne tığını işleterek başlarlar ilk hazırlıklara. Kızının okul önlüğüne yaka ile devam ederler. Havlulardan masa örtülerine, vitrinlerden perde uçlarına kadar her bir örtüye ayrı emek çekerek sanat eseri sayılabilecek güzellikler meydana getirirler.

DEVAMI YARIN

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?