Su Krizi

Sabri KARAKAYA
Sabri KARAKAYA
Su Krizi
23-03-2025

Baharın gelişini simgeleyen Nevruz Bayramı başta olmak üzere Mart ayının son günlerinde Dünya Orman Günü, Orman Haftası başta olmak üzere Dünya Su Günü gibi hayatımızda çok önemli yeri olan günleri anıyor, kutluyoruz.

 

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferinin 110'uncu yılını da idrak ettiğimiz 2025 yılında, en büyük sorunlardan biri de "Su Krizi" başka bir

İfadeyle "Kuraklık" ve "Su Sıkıntısı" olacak gibi görünüyor.

 

Nedense; anma günlerini, zaferlerimizi ve bayramlarımızı doğru bir şekilde yerine getiremeyen bizler, su günü gibi özel günlerde de şenlik yapmak yerine, risklere karşı farkındalık yaratmak ve bilinçlendirmekten kaçınıyoruz.

 

Peki, nereye kadar bu böyle gidecek?

 

Su krizinin iklim değişikliği, küresel ısınma ve benzeri olumsuz durumlar nedeniyle en üst seviyeye çıktığı bugünlerde maalesef su günü gibi özel günlerde asıl olan, alınması gereken önlemleri tartışmak ve bu konuda fikir beyan etmek değil midir?

 

Kurulan güneş panelleri, açılan su kuyuları ve göletler ile kapalı sistemlerle sulama sağlayan yerleşim yerlerinde bile, daha Mart ayında olmamıza rağmen "Su Krizi" gündeme geliyorsa, yaz aylarında bizleri çok büyük su sıkıntılarının yaşanacağı şimdiden öngörülmekte olup gerek yaşanan çöl tozu taşınmaları ve ani hava değişiklileri hep iklim değişikliği etkilerini artık daha fazla hissetmeye başladığımızı göstermektedir.

 

Artık, hepimizin bildiği ve gördüğü şekilde aynı gün içinde hem yaz hem de kışı yaşıyoruz. İklim değişikliğinin doğal nedenleri olsa da, yaşanan bu olaylarda insan etkisi çok büyük değil midir?

 

Bilim adamlarına göre; fosil yakıtlar ve sera gazları, bu değişikliği daha da kötüleştiriyor. Orman yangınları da bu krizlerin başlıca nedenlerden biri...

 

Öyle veya böyle... Ortada biz insanoğlunu daha da sıkıntıya sokacak bir "Su Krizi" apaçık ortadır.

 

Öyleyse; hiç zaman geçirmeden su kaynaklarımızın korunması ve idareli kullanımı konusunda ciddi önlemler alınması gerekmez mi?

 

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını kuran ülkelerden biri olarak, bence yaşanan bu su krizi konusunun ilkokul çağındaki çocuklarımızdan başlayarak en yaşlı bireylerimize kadar; gerek ders, gerek radyo ve televizyon; gazete, dergi ve her türlü medya kullanılarak; sık sık gündeme getirilmesinin şart olduğuna inanıyor ve "Suya saygının geleceğimize saygı" olduğunun unutturulması gerektiğini ifade ediyorum.

 

Sonuç olarak; yaşanan tüm bu olaylarda denizlerimizde görülen müsilaj olayının bile, adeta biz insanoğlu gibi yaşadığı olumsuzlukları içinden kusma yoluyla dışarıya attığına inanan biri olarak, suyumuzu bilinçli ve tasarruflu kullanmakla işe başlamalıyız.

 

Havaların böyle yağışsız ve kurak gideceğini de öngörürsek, en etkili tedbirlerin alınması da şart.

 

Bir yazımın daha sonuna gelirken; ifade ettiğim "Su Krizinin" yaşanmaması dileğiyle; siz değerli okurlarıma sağlıklı, mutlu ve huzurlu günler dileyerek Allah'a emanet ediyorum.

 

Kalın sağlıcakla...

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?